Tag archives for Attila AŞUT

"YENİŞEHİR'DE BİR ÖĞLE VAKTİ"

-Sevgi Soysal’ın anısına- Çınarlar, akasyalar, kestane ağaçları Dallarına serçeler konardı Cemreler erken düşerdi Boşanırdı kırkikindi yağmurları Atatürk Bulvarı aşk kokardı. Ne hoştu akşam çıkışları Ağır bir ırmak gibi akardı insanlar Bulvar’da Şimdi telaşlı koşuşturmalar almış O canlı kalabalıkların yerini Eski tadı yok Kızılay’da yürümenin. Ne sevgililerin buluştuğu pasteneler kaldı Ne eski çay bahçeleri, kahveler, sinemalar [...]

YARALI ŞİİR

Şiirim yaralıdır Çünkü yaralıdır yurdum. Kınalı kuzularım -Kızlarım Oğullarım- Yaralıdır. Denizlerim kurudu Gemilerim battı Tayfalarım yaralıdır. Uzun yol yorgunuyum Söz verdim / Dönüp bakamam geriye Çocukluğum yaralıdır. Genç ölülerin yaşamından çaldık Düşenlerin ömrü eklendi ömrümüze Ölenler niye öldü? Biz niye hayattayız? Sorularım yaralıdır. Köprüleri attım Gemileri yaktım Atları vurdum Gençliğim, umudum yaralıdır. Karanlık bir kuyudayım [...]

ŞİİRİN RENGİ

I. De bana, şiirin rengi nedir? -Neyse umudun, sevincin, sevdanın… Yaşamın rengidir yani şiir: Pembenin, beyazın, karanın… Yine de bir rengi olmalı her ozanın Saydamlaştırmak için acıları. Onlar ki yaşamın kalabalık ormanında Yapayalnız renk avcıları. II. Özgürlüğün bahçesinde örneğin, Duru bir gök mavisidir Dağlarca, Selam getirir “Sıvaslı Karınca”dan “Vietnam Savaşımız”a. III. En çok kime yakışır [...]

SAVAŞ SONU TUTSAK KAMPLARI

1. T ü r k ü l e r i S e v e r i m Acısıdır duyulan yüreklerde dört mevsim Acısıdır unutulmuş yalnızlıkların Türküsüdür böyle deli gözümüzü yaşartan Savaş sonu tutsak kamplarının. Savaş sonu tutsak kamplarının Büyür yalnızlığı gecelerle bir Duyulan dağca taşça ağlamaklı Köpeklerin özgürlük türküsüdür Yorgun çağrısında ulumaların. Bu tutsak akşamlarda [...]

ÖYLESİNE BİR AŞK ŞİİRİ

Örselenmiş bir yürekle Çıkıyorum günbatımı Acının gökdelenine. Ölülerimiz çoğalıyor yine Sokaklar kan revan Canhıraş kuşlar konuyor hüznümüzün antenine. Yol alırken bu limandan Sevi yüklü gemimizin Rüzgâr dolsun yelkenine. Gazeteci arkadaş Yetiştir bu acıyı Ana haber bültenine. Dışarıda kirletilmiş bir bahar Yüzümde devedikenleri Binmeliyim şiirin mavi trenine. Ey ozan, Bu ne biçim aşk şiiri Gir artık [...]

ÖVÜNEREK AŞKIN İLE

Sevdiceğim, övdüceğim, en ince dalımsın benim, Aşkın yediveren gülü, karasevdalımsın benim. Ardım sıra götürdüğüm, sürgünlerde büyüttüğüm Özlem kuşum çığlık çığlık, suskun zerdalimsin benim. Bitsin diye ayrılıklar ceylan gözlü can yoldaşım, Sevgi katına sunulmuş arzuhalimsin benim. Doludizgin koşulardan, kesintisiz acılardan Duldasına sığındığım dingin yalı’msın benim. Gün geçse de eskimeyen, tiril tiril hep genç kalan, Hep genç [...]

MEVLÛT

I. Bir yenik gecemden sesleniyorum sana Saçlarımda ıslaklığı nisan yağmurlarının Umutsuzlar Parkı’nda yitirdim gözlerimi Bırak şimdi mutlu yaşantıları Van Gogh’un buğday tarlasını unut, Tut elimden düşeceğim Mevlût! II. O günah akşamının serüvenini düşün Delidolu hulo hoop’çu kızları… Hani bir bel kıvırmaları vardı çılgın ezgileri arasında gecenin Bir çember çevirmeleri vardı… Dönüp duruyorlardı ıslak ağızlarına karşı [...]

MENEKŞELİ ACILAR

Özen’e Bir kadın… karda kışta Yürüyordu gizli düşte Bir yakada açık görüş Öbür yaka direnişte. Bir kadın… düşleri karabasan Çıkıyor merdivenlerinden acının Çok ince bir hüznü menekşeliyor Soğuk gölgesinde darağacının. Bir kadın… yaşamın terkisinde Ardı sıra doludizgin atlılar Ceylanlar gezinir gözlerinde Heybesinde menekşeli acılar. Mamak, Eylül 1983 Attila AŞUT

GİDERAYAK

Umudu öldürüyorlar yavrum baharda kuşları balaban düşleri öldürüyorlar yalansız gülüşleri balözü öpüşleri öldürüyorlar. En güzel şeyleri öldürüyorlar yavrum kitapları ve çocukları öldürüyorlar bal veren arıları hamarat karıncaları öldürüyorlar ışıyan şafağı gülen düşünceyi anaç türküleri öldürüyorlar. Bak işte geliyorlar söndürmeye ışığını dünyamızın güneşini doğanın. Şimdi namluda karanfil neye yarar duvarda afiş neye yarar defterde şiir neye [...]

BEKLE BENİ BİR AKŞAM ALACASINDA

Irmaklar çoğalır gözlerimde Soluğum eritir dağları Sen kuşanıp sevgiyi Düşünce yola. Kara giysileri çıkar üstünden Bak, beşinci mevsimi göveriyor yaşamın Boynuna kızıl fularını dola. Çıkıp geleceğim karanlık dehlizlerden Kırarak bileklerimdeki zincirleri Sen başını dik tut sevgilim Sabrın gülünü sula. Dayanılmaz değildir hiçbir ayrılık Yeter ki tutsak alınmasın yürekler Geliriz üstesinden bu acının da. Buruk bir [...]

ALAZ AĞIDI

Öldü gül’ün eşi alaz’ın ve türküler’in babası emekçisi onur’un. Öldü can yoldaşım güzel insan güzel oğul güzel İlhan. Kardeşim bir yanarca kanayan her şafakta can toprağa düşse de canlar dimdik ayakta. Sanmayın kavga durur sanmayın söner alaz, türküler yeşerir yine gül’ler sararsa da biraz. İlhan’lar öledura tüküler gül’e dura muştular geledura. Ankara, 12 Kasım 1980 [...]

ADAM GİBİ

Ali Rıza Yücel’in anısına Büyükbaba Büyük adamdı Büyük yaşadı Büyük öldü. 28 Eylül 1979 Attila AŞUT

ACININ BİR UCUNDAN

Süzgün bir ceylan bakışın Tedirgin ormanında hüznün Avcılar acımasız Avcılar kıyıcısı ömrümüzün. Kaç kez tuz bastım yaraya Kaç kez dağladım acıyı İhanetin çatal dillisini gördüm İnancın su katılmamışını. İnce bir sızı büyür Sesim boğulur ormanda Rüzgâr yabanıl eser Kalakalırım yollarda. Kafeste kuş gibiyim Yaralı, bungun ve tutsak Sakıncalı bir iştir şimdi Sevgi sözcükleriyle konuşmak. Yaşamı [...]

Attila AŞUT

5 Ekim 1939′da Trabzon’da doğdu. İlk ve ortaokulu, doğduğu kentte okudu; liseyi yıllar sonra Ankara’da tamamladı. İlk yazı ve şiir denemeleri, “Ceylan”, “Arkadaş”, “Küçük Afacan” gibi çocuk dergileriyle, günlük “Tan” gazetesinin “Çocuk Sayfası”nda yayımlandı. 1957 yılında, Trabzon Lisesi’nde öğrenciyken, “Hâkimiyet” gazetesinde profesyonel olarak çalışmaya başladı. O günden sonra bir daha basın yaşamından kopamadı. 1957-1969 yılları [...]