Tag archives for Arif DAMAR

VİETNAM

Vietnam için yazmadın dedi Akşit Vietnam için şiir yazılmaz Vietnam için döğüşülür Vietnam için ölünür Yapraktan kömür Kirpikten kül Gözlerin yandığı Vietnam Dağ ol dağlarına katıl Başak ol Tüfek ol çatıl Tuz ol ekmeğini bansın Göreyim Ağlamayı bilmiyor Vietnam Şiir ne ki Gözyaşı Çocuklar doğmadan öldürülüyor Git Vietnam’da ana ol Arif DAMAR

YOL YORGUNU

Ayın aydınlığında söylesem Gecenin karanlığında söylesem Yağmur yağınca söylesem Toprak uyanınca söylesem Bana bir türkü öğretsen Bana bir türkü öğretsen Beraber olunca söylesem Ayrı kalınca söylesem Seni unutunca söylesem Bana bir türkü öğretsen Geldiğim yerlere er geç dönebilsem Sevebilsem her şeyi yeniden sensiz Sensiz vazgeçebilsem Gece demesem gündüz demesem Kimseleri dinlemesem Hem yürüsem hem söylesem [...]

YOL GİDER AH NASIL DA

De bana Anlat hadi Kaç Kaç kez Gönül gözüyle gördük Can kulağıyla dinledik ki Ah çın çın nasıl da güzel Bir aydınlık Beklenmedik bir zamanda Beklenmedik bir yerde Önümüzde Arkamızda Her yerde Bir ses Seslenen bir ses Adımızı Bir selam Bir merhaba Trende İskelede Durakta Uzakta Ah uzakta Ah Bozcaada/Tenedos’ta Bir şarkının ilk sözlerinde Bir [...]

YOKSULDUK DÜNYAYI SEVDİK

Öyle uzak Gitgide Öyle güzelleşti ki O yüzü hiç görmedim Hiç yaşamadı belki Tülin’in yüzündeki Duru güzellik Nasıl da benzer Ben kırgın Küskünken Evsiz barksız bir anının Puslu Kırık Yerinden düşmüş camındaki Güneşsiz bir kış akşamındaki İnce Solgun Esmer Nasıl da benzer Ben kırgın Küskünken Kimselere görünmeden Dönüp dönüp baktığım Saksılara Deniz kabuklarına Kitap yapraklarına [...]

SUNU

İlle de görmek için mi beklenir güzel günler Beklemek de güzel Arif DAMAR

SOKAK

Önce yağan kara gülümsedi Kaçıştı sonra yalın ayak çocuklar Dikildi durdu işsizin biri Çıkardı güneşi ceplerinden Kadındı kursağına girmedi Kaç gündür sıcak bir şey Ta Sivas’taki çorbasını Uzattı bir hasta yattığı yerden Oda soğuk Kapı aralıktı Bir bebek öğrendi karanlığı Bir uçurtma tellere takılırken Arif DAMAR

SESLERİN AYAK SESİ

Kırlangıçlar dönecek yakında Açılacak onurlu kapıları Haziran sabahlarının Ağırdan Yer gök deniz nasıl bak Birbirine karışacak Çiçekler başı çekecek hey Nice Sonra çocuklar Balonlar uçurtmalar bulutlar ellerinde Ardından Beyazlar kırmızılar kayıklar Haydiii Yeşilde mavilikte Ayak sesleri var başka işiteceksin Bizlerin ayak sesinden Toprağın var suların var ağaçların var Günlerin gecelerin Sözlerin biçimlerin ayak sesleri Ayak [...]

SAKSI

Elimde demin Küçük bir saksı vardı Boş bir saksı Nasıl ağırmış meğer Nasıl kolum ağrıyor Boş Bomboş Çiçeksiz bir saksı Arif DAMAR

SAAT SEKİZİ GEÇ VURDU

Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yanyana Yüzümü güneşte dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif [...]

POSTACI

Hüzün postacısıyım çoktan Sürüklesin kasım yeli beni de Bakır yapraklarla birlikte Yağmur değil sıkıntıdır abanan Antenlere bacalara kiremitlere Bilinir mi kaç ayrılık yaşanacak yeniden Kaç yazların güneşi eskiyecek Güller mi beyaz aça aça tükenen Adları anılmayan daha kaç çiçek Sürüklesin kasım yeli beni de Ölüyor yerde bir yerde Solgun güneşi Güzün Arif DAMAR

KEDİ AKLI

Bir diyeceğim yoktu hüzünden yana Yıpranıyordu kötü kadınlarda aşkım pis karanlıklarda Yetmiyorum yeni insanlara yetişemiyordum Ölür kalırdım belki de sokak aralarında bir kenarda Kimin umurunda dedi ama kendimi inandıramadım buna da Yakışmıyordum eski pencerelere yosunlu sulara Ölür kalırdım belki de sokak aralarında bir kenarda Uyandırılacak çocuklarım vardı uyuyorlardı uykularında Çok mu yaşamıştım az mı ölmek [...]

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN PORTRELER – 4

Silahın düştü elinden bundan sonra bir hayal parçasısın. Dostların seni garipseyerek anacak, vakitsiz ölümüne üzülen bu küçük şiirde de benim gönlüme göre olacaksın. Halbuki biraz evvel kar yağıyordu, sen ağır yaralı; arkandan düşmandan kurtarılmış toprak, suları buz tutmuş Vistül, ağır ağır yürüyordun. Ufukta belki, karla örtülü kuleleri ve damlarıyla biraz sonra şehirler gözükecekti. Ayak izleri [...]

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN PORTRELER – 3

O öylece kalacak : yağmur, ıslak toprak ve tel örgü. Hududa yakın bir kesimde arkadaşlar hücuma kalktılar, ayak sesleri hâlâ kulağındadır. Süngülerin karanlıkta parıldayan soğuk demiri bir türlü çıkmaz aklından. Harap olmuş istihkâmda, apansız farkına vardın ki sıcak kanın teninde lezzetle sızıyordu. Ah ellerin ne kadar soğuk!.. Arif DAMAR

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN PORTRELER – 2

Harbin yorgunluğu kalkmış üzerinden “avuçlarında toprak ve kan” sağ ayağın yarım metre uzakta sol kolun kırık ve kurtulmuşsun her türlü endişeden. Kar yağıyor senin kadar sakin silâh arkadaşların ve bilcümle ordu kayboldu ufukta. Belki de şehir zaptedilecektir. Yine belki akşam yemeğini yerken duvardaki resmine bakıp gülümseyecektir çok uzaklarda bıraktığın mavi gözlü çocuğun. Arif DAMAR

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN PORTRELER – 1

Belli söylediğin türküden yabancısısın bu toprakların. “Limanlar” “kayıklar” ve “balıkçılar” ve “gece vakti ılık esen rüzgâr” uzak buralara. Sana, istediğin zaman istediğin ağacın altına oturup dinlenebilmek kadar uzak ve ağır yumruğunu soğana vurup ekmeğini yiyebilmek kadar uzak uzaklar, uzak buralara. Biraz evvel türküsünü bitirip ve düşman elindeki karşı dağları kilometrelerce uzağa itip göğüs geçiren arkadaş [...]

HİSSEN YOK BU AKŞAMDA SENİN

Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin. Tankın gölgesi uzandı üstüne kadar, nerdeyse, habersiz gün batacak. Tamamen çekmiş göğsünden akan kanı büyük ve mütehammil toprak. Her şeyin ne kadar şikâyetsiz saatin hâlâ işliyor bileğinde, onu akşamdan akşama kurardın, tabii biraz sonra duracak. Bugün günlerden [...]

HER GÜN YAŞAMAK

Işıklı günlerinde düşün, memleketini, dostlarını, sevgilini, onlarla kal, dinlen bırak kendinden bir şeyler, bir mağlup akşamın mahzunluğu silinsin gözlerinden. Bir kavga sonunu unut. sen maceralar peşinde değil, umutsuz bir yolculukta değilsin. Yaşamak sadece sevmektir, inan bana. Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor. Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek; bir zeytin ağacı gibi. Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel denize [...]

GİTME KAL

Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir “GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmurlar kesilince Çırılçıplak kayada yeşerir inci ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mavisini kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi [...]

DUR DUR

Gecem erken dur dur Gözlerine bakmazsam uzun bakmazsam Gecem erken inecek bitecek tükenecek gibi de değil Dur bir sokak daha aydınlık edineyim Gecem erken Yağmuru güneşleri haziranı yürüsek Diyelim saat 24 aşk dinler mi cumartesiyi geçmişiz dinler mi Akşamları alsak samanyolunu alsak Aksaray’a götürsek bıraksak Bir dalı kırdık diyelim şiirden başka nereye konur Gecem erken [...]

DÖRTLÜK

Bir elim ekmekte bir elim sende Bir elim gerçekte bir elim sende İki el bir baş içinmiş masal Bir elim gelecekte bir elim sende Arif DAMAR

DAYANILMAZ

Gözlerini ölüm bürüdü onların korkulu rüyalarda uyanıyorlar uykularından. Günden güne daha cana yakın günden güne daha yaşanacak hale gelsin diye her gün daha sağlam daha usta daha kahraman ellerle onarılan yeryüzü eskisinden dar geliyor onlara eskisinden düşman. Ne günün ilk ışığı ne balık sürülerinin ışıldaması suda ne güneşe uzanan dal ferahlık vermiyor içlerine. Çalınan insan [...]

DAR AÇI

Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar Bir gökyüzü bitince öteki başlardı Çevik taylar dururdu güneşte olgun başaklar gölgelikler dururdu, Ovalar aydınlıkta dururdu Bulut geçti derdik bilemedin Ya da yağmur yağacak derdik Fesleğen saksıda güzel dururdu Bak bu olacak şey mi kömür beni vurdu Ayaklarım aldı başını gitti Ellerim kaldı duvarda Kalk ne olur pencereyi aç [...]

DA

Ben seni seviyordum seni sevdim Islak buzağıları seviyordum seni sevdim Kartal kanatlarını mor menekşeleri keçi yollarını Öğle sıcaklarında ağır salkımların serin odalarını Patiska örtüleri köşe yastıklarını ak dantelleri Bir kapının benim için açılmasını tek benim Beklenmesini seviyordum seni sevdim Yalnız kendi bardağımda istemiyordum çayları içkileri Bir otçuğu koparmasını istemiyordum Sana vermiyecek olduktan istemiyordum Elma dilimlerinde [...]

CHE

Bir sesti O Bütün sesler içinde ayrı Yürü diyen bir ses Savaş diyen bir ses Katıl diyen bir ses Dağlar yadırgamaz en yüksek sesi Sesi dağlara uygundu Elleri vardı akan Durmaya okşamaya alışamayan Çiçekten sudan yapraktan Kaleme silâhlara açılan Elleri sesine uygundu Saklardı kentin sevincini avuçlarında Saklardı bir sıcaklığı Geleceğin güneşini andıran Hey Hey Hey [...]

BÜYÜK HÜNER

İnsanları sevmek kolay değil, bir hürriyet bu çetindir memleketimde. Ben ille varım dersen bir gün pusuya düşersen, insanları sevmek büyük hüner. Bu dünyada yaşadığın şu kadar yıl, gerçekten, güzellikten, yiğitlikten payına düşeni alabilmişsen, vermişsen payına düşeni gerçek için, güzellik için, korkusuz direnirsin. Bilirsin, bir kere korku düşerse adamın içine, bir kere koparsa sevdiklerinden, mümkünü yok [...]