Tag archives for Adnan AZAR

ŞEYHİÇ

şiir sürer, kalbin ölümlüdür çünkü an’lar ölümlüdür, ölümdür dönüp seni bulan sesin, sesler ölümdür sis çanı, çanlar, ıslanmış bir lunaluna gecesi ah herşey, hiç birşey ve bütün intihar reçeteleri kalbin sürer, sen hiçhiç çünkü kalbin geçerlidir çünkü Adnan AZAR

PARÇALANMIŞ ZAMANLAR

1 unuturum akıp gittiğin yüzünü unuturum geceye yaslanırım yaslanırım ince uzak bir sese senin sesin o alır beni bilirim her şiirle birlikte senin adın alır beni bilirim senin kumral susuşun senin kırık susuşun kime varsam geceler kimi sevsem yine seni yine seni severim unuturum akıp gittiğin artık yeni bir pusuda beklenirim Adnan AZAR

ÖMRÜM

ben bir gün aşkı seçerim sonra gelir bir gün yoksayma provaları sonra gelir bir gün unutuşun hecesi sonra bir gün adını sorarım sana sonra bir gün kimnasılnedennezaman sonra bir gün bir akşamı uzun kılarım dağılsın ömrüm Adnan AZAR

ÖMRÜM

ben bir gün aşkı seçerim sonra gelir bir gün yoksayma provaları sonra gelir bir gün unutuşun hecesi sonra bir gün adını sorarım sana sonra bir gün kimnasılnedennezaman sonra bir gün bir akşamı uzun kılarım dağılsın ömrüm Adnan AZAR

NE GİTTİ NE KALDI

C. A. Kansu’nun anısına Yaprak dökülür, omcalar soyunur güz çimenleri yeşerir toprakta bir asmada bağbozumundan kalma bir salkımla karşılaşır insan Ne gitti, ne kaldı Tüm artıklar gitti boyamalar, bezemeler, abartmalar gitti bir küçük çeşme kaldı, bir bağ yolunda güze bakan Seni sordum dünyanın bütün çocuklarına kuşlara, çiçeklere, ağaçlara seni sordum seni çalıştım gün ağarırken, şafakla [...]

MOLA

saçlarımı erken rüzgârlarla dağıttım alnımdaki lekeler eylül ıslıklarından yüzüm kör bir aydınlıkta nedensiz şimdi yani nedensizim, yani yolum uzun, gün kısa alıştım, artık çiçeklerle deniyorum kendimi son kimliğim de aşınmıştı geceye karışmaktan gülüşümün adını bulamayacaklar, biliyorum çocukluğum yaşlanmayacak uğultularda eskiyen günlerde bir ilenç var, bunu da biliyorum resimler yırtılırdı bakışlarımdan, yine de üşümezdim yine de [...]

GÜNLER

Nasıl eskiyim nasıl eskiyim ince bıçaklar gezdiriyorum yedeğimde. Bana eksiklerden söz etme işte şu deniz şu yürüdüğüm fırtına bak nasıl taşırıyor günleri nasıl taşırıyor ve bakışlarım hangi sular renginde. Çok yoruldum ne çok yoruldum hep sulardan çaldım suretini. Artık kelimeleri unut adını unutturma ölüm gelir ölüm gelir bir balkondan avluya- kalsın bütün beklediklerim. Sonra beni [...]

ELELE GİTTİĞİMİZ

biliyor musun giderek azalıyoruz böyle sen bir susuşa doğru kırılarak ben senin susuşunun ardında nereye gitsek orada olmuyoruz biliyor musun giderek azalıyoruz muyuz böyle akmaktadır günler belki bunlar son rüzgârlardır çünkü neye değsek ellerimiz yanıyor yaz kimliksiz bir gülle orda kalakalmış yaz kalsın orda çocukluğum ağlasın burda bakışlarımızı sular boğmaktadır Adnan AZAR

DÖNGÜ

Sevincin yüzü güler ya, umudun çiçeği açar ben de gözlerimi şafağa açarım sevginin pınarında yıkayıp saçlarımı sana öyle gelirim. Kuşlar uykudayken daha, rüzgârlar uykudayken uyanırım sessizce düşer yola yine sana gelirim sana o zaman gelirim işte; unutmak için herşeyi öğrenmek için yenibaştan! Adnan AZAR

BİRDENBİRE SABAH

Bir muştu gibi iniyor gün aydınlık ve anlaşılır bir çocuk saflığıyla bir gülüş gibi terli çarşaflara sıkıntılara geceden kalma karanlıklara meraklı ve çiçeklerle örülmüş bir muştu gibi gün. Yüreğim bir pencere şimdi aydınlıklara geçmişsiz ama sevdalı yüreğim telaş telaş aydınlıklara! Adnan AZAR

BİRDENBİRE SABAH

Bir muştu gibi iniyor gün aydınlık ve anlaşılır bir çocuk saflığıyla bir gülüş gibi terli çarşaflara sıkıntılara geceden kalma karanlıklara meraklı ve çiçeklerle örülmüş bir muştu gibi gün. Yüreğim bir pencere şimdi aydınlıklara geçmişsiz ama sevdalı yüreğim telaş telaş aydınlıklara! Adnan AZAR

BİR YÜRÜK SEMAİ İÇİN FAZLA MESAİ

aşk şarkı söylemeye başladı ama rast perdesinden bir şey değil aşk dallara takıldı, yapraklar yapraklarla ‘tün sokaklar verevine boyandı aşk büyük evliliğe hazırlanıyor, bir yastık ve rastık ve dantelalar tamam aşk haz’rolda bekledi kapı eşiklerinde jazz zaten saz ama, barok’a merak sarıldı aşk söz verdi, andiçti, yemin etti, ama bak öpüşmeye başladı aşk bizi bile [...]

BİR SÖZ SÖYLE

hani kuşlar kaldıracak yangınlar üfürecekti yel uykusuzluklar büyüyecekti hani nerde büyük ağartı nerde yel bir söz söyle içinden durma! bir gül daha düşür karanlığa Adnan AZAR

BİR ŞİİRİN SON GÜNLERİ

fırat’a günler yanlış zaman kısa ben gittikçe yalnızım kalksam trenler istasyonlar eskişehir ankara sabah gri bir gök ben adıma yanlışım kalksam kara bir şiire uyanıyorum Adnan AZAR

BİR GECE İÇİN EKSİK SORULAR

Karanlığı soruyordun! Çocukluğumu, yeniyetmeliğimi bilebilecek misin? Bir kader-kısmet kutun oldu mu hiç senin? Plastik saatler, zıpzıp toplar içeren bir kutunun sevincini taşıyabilir miydin bu gecenin içine? Durmadan genişleyen sessizliğinin neresindesin? Suskunu ne ile süsleyeceksin? Şimdi soruların ötesindesin, evet! Ama bir gün, bir yer seçmiş olacaksın kendine: ya sulara çok yakın, ya yollar için dar!.. Hem [...]

BENİM ŞARKIM KÜÇÜK

bu akşam nasıl da şarkılıydım nasıl tekinsiz bir kıyıdaydım nasıl duruyordum bir sağanakla sağanak sonu arasında nasıl susmuştum susmadan konuşmadan nasıl konuşmuştum kuşlar kalkıp konuyordu susmamla konuşmam arasında adını çoktan unutmuştum boyunun en yaşlı ve en kimsesiz yerinden başlamıştım nasıl doğrulanmıştı dünya nasıl doğrulanmıştı zaman bir çocuk haykırınca kimseler duymayınca ben nasıl şarkılıydım şarkımda bir [...]

Adnan AZAR

1956 yılında Çayeli’nde (Rize) doğdu. T.E.D. Kayseri Koleji’ni ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji bölümünü bitirdi. Bir süre Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler okudu. Şiirleri E, Gösteri, Şiir-lik, Yarın, Yazko Edebiyat, Varlık gibi dergilerde yayımlandı.