Tag archives for Abdülkadir BUDAK

YANLIŞ ANKA DESTANI

3. Uzun bir öyküdür, anlatanı bulunmalı Bir dizeyle özetlenir: Koklanmayan gül üşür Ama açmalı onu, birazcık kanatmalı Şiiri, sevdayı içerir öykü Yolcu düşkünü hanları Söz düşmez hancıya, o ne bilir ki Bir acı şiirle nasıl örtüşür Yüzünü ayaz mı yalamış, hancı Her zaman bir sıcaklığı öpmüştür Yolcumu ki toz tadını tanısın Hancıdır o, bu şiirde [...]

SİNCAN'DA BİR SOKAĞIN BALKONDAN GÖRÜNÜŞÜ

Kendine bile açılmayan bahçenin kapısından Çocukluğumun yitik lale çalma girişimleri Korkuları görünüyor sokak adlı bu aynada Düşük ölçekli depremi andıran bir ihtiyar Son kez dokunuyor sanki gecenin saçlarına Yüz metre kadar ilerde nasırlı el öpülüyor Yeni evli olduğunu sandığım iki insanca Üç-beş omzun üzerinde beliriyor bir tabut Çiçek düşüyor saksıdan, yılan akıyor balkona Başka neler [...]

SİNCAN'DA BİR SOKAĞIN BALKONDAN GÖRÜNÜŞÜ

Kendine bile açılmayan bahçenin kapısından Çocukluğumun yitik lale çalma girişimleri Korkuları görünüyor sokak adlı bu aynada Düşük ölçekli depremi andıran bir ihtiyar Son kez dokunuyor sanki gecenin saçlarına Yüz metre kadar ilerde nasırlı el öpülüyor Yeni evli olduğunu sandığım iki insanca Üç-beş omzun üzerinde beliriyor bir tabut Çiçek düşüyor saksıdan, yılan akıyor balkona Başka neler [...]

SİNCAN'DA BİR SOKAĞIN BALKONDAN GÖRÜNÜŞÜ

Kendine bile açılmayan bahçenin kapısından Çocukluğumun yitik lale çalma girişimleri Korkuları görünüyor sokak adlı bu aynada Düşük ölçekli depremi andıran bir ihtiyar Son kez dokunuyor sanki gecenin saçlarına Yüz metre kadar ilerde nasırlı el öpülüyor Yeni evli olduğunu sandığım iki insanca Üç-beş omzun üzerinde beliriyor bir tabut Çiçek düşüyor saksıdan, yılan akıyor balkona Başka neler [...]

SENİ BEKLEMEK

Yaralı Bağdat’ım, Amerika’nın Şefkatli kollarında; bakar mısın sen? İşte böyle bir şeyim seni beklerken Kaç askerin ansızın kan dolar matarası? İntihar saldırısı; kaç ölü, kaç yalnızlık? Demeç, demeç, demeç ve başsağlığı Soluduğum hava mayınlanmıştır Gelsen de savaş bitse; en azından içimdeki Ormanı bir kibritle dolaşıyorum Bu benim yaptığım normal değil ki ‘Yalın gece’, karmaşık hal, [...]

SENİ BEKLEMEK

Yaralı Bağdat’ım, Amerika’nın Şefkatli kollarında; bakar mısın sen? İşte böyle bir şeyim seni beklerken Kaç askerin ansızın kan dolar matarası? İntihar saldırısı; kaç ölü, kaç yalnızlık? Demeç, demeç, demeç ve başsağlığı Soluduğum hava mayınlanmıştır Gelsen de savaş bitse; en azından içimdeki Ormanı bir kibritle dolaşıyorum Bu benim yaptığım normal değil ki ‘Yalın gece’, karmaşık hal, [...]

SANA BAKMAK

Göğe bakmak gibi bir şeydi anlaşılan Açık mavi bir göğe, gündüz yıldızları olan Sana bakmak gölde kayık olmaktı Kış günü köy evinde soba olmaktı bir de Yaz günü bir ağacın gölgesinde uyumak Elma soymak gibiydi, kavun kokusu İçimdeki hastaneden taburcu olmak Sana bakmak bana hep iyi geldi Sanki saç örgüsüydün salkım söğütte Sana bakmak güzel [...]

SAĞLAMA

Yalnızlık sessizlikte yapıyor sağlamasını Zehir sağlamasını yılanın çatal dilinde Bisiklet rüyasında çocukları görüyor Bisikletin sağlaması çocuk sevinçleriyle Giyotinin sağlaması kestiği boyunlarda Yokluğunun sağlaması eli bıçaklı gece Kumsalda sağlamasını yapan garip tekneyim Bir denize bakarak ve büyük gemilere Düğünden cenaze törenine geçilir hani Yokluğun öyle bir şey, ölüm tetikte Boş konserve kutusunun tekme yemiş haliyim Çok [...]

MUHTEŞEM AYIPLAR

Göğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr Yüzüme çarpılacak bir kapı bulmalıyım Dışlanmak nasıl bir şey, öğrenmek için Ruh halini metale yenik düşen ahşabın Katliamdan kılpayı kurtulan günün sonunda Hissemden çoğunu almak muhteşem ayıplardan Öpen dudaklar ahşap, okşanan metal ise Sevişmeyi ayıp saymak mümkündür kaptan Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor İlk celsede beraat ettiriliyor deniz Soru [...]

KIRMIZI KAZAĞI GÜLTEN ABLANIN

Evet öyle, alevden bir çıkıntı Uzun bir alıntı belki destandan Belki derin kuyulara salınan çıkrık Göle okyanus dersleri, fidana çınar Yorulmuş yolcuya yürümek önerisi Kırmızı kazağı Gülten Ablanın Esin kaynağım oldu, yazdıracak şiiri Bu söğüt dalını öpen su var ya Bu dağ macerası, imgesi uçurumun Avcısı bol ceylan, bu gerili yay Kırmızı kazaklı Gülten Abla [...]

KIRGIN, ARKANA BAKMA

O şehrin salıncakları düşürdü çocukları İtfaiyecileri sözleştiler yangınla Irmağının kıyısına çadır kuramam artık Elimi uzatamam kapı tokmaklarına Çarşafları kirli artık, yatamam otelinde Çaylarını içemem bildik park kahvesinin Irmağının kıyısına çadır kuramam artık Halam beni bir daha o şehre beklemesin O gün düşürdüm cebimden, getirmesin bulanlar O şehirde çektirdiğim son hatıra resmini Artık her yerim üşüyor, [...]

KAYSERİ KAYSERİ

Bana bir Kayseri bulun, kırık dalın ucundan Yere düşüp ezilmiş bir çiçeğe benzesin Su içen ata benzesin, kanat tazeleyen kuşa Ayna olup göstersin en yaralı dönemimi Zaten kan kaybetmeye alışkın bir adamım Bana bir Kayseri bulun, o yitik hançerimi Bir dergiden söz açın, kitap çıkarmalardan Yarışır gibi şiirler yazdığımız günlerden O şehir o yanda kaldı [...]

KADIN VE ŞEHİR

Kara’ya bir denizden 1. O şehre bir daha gitsen Susuz kurbağa gidip göl olup dönsen Açık şehir, kapalı bir kadına Otobüsle değil coşkun ırmakla O şehre bir daha gitsen Mola gidip yolcu dönsen Çekirdek gidip de elma Kilit gidip anahtarlar O şehre bir daha gitsen Taş gidip sarmaşık dönsen Paramparça bir kadın Seni toplamaya kalksa [...]

KADIN VE NEHİR

İkisi de sürükleyip götürüyor ne varsa Kadınla nehir arasında bir fark göremiyorum Buluşuyor bir anlam iki ayrı sözcükte Saçları omuzundan akıyor birisinin Ötekinin mızrağı saplanıyor denize Biri ihanet istemez, köprü istemez öteki Kadından ve nehirden ancak aşkla geçilir Biri geyik barındırır sularına eğilen Öbürü bir avcıyı koynunda geliştirir Maraton koşusuna benziyor ikisi de Düş çalarken [...]

İMZASI GÜL

İmgeydi gül, kan sızdıran yerinde Bahçıvan ekmeği bançe düşleri Uzun yol sürücüsü, otel kâtibi Kıskançlığın alfabesi örneğin Sözgelimi bir cinayet nedeni İmgeydi gül derin avcı izinde Ezilmiş ceylan bakışı imgesi İmgeydi gül, elyazması kitaptı Sığ okumaların göremediği Gül imgesi sırı dökülmüş ayna Nasıl göstersindi inceliğini? İmgeydi gül, yani hekim çantası Bir ecza dükkânı yaralarına Büyümeyi [...]

İÇİMDEKİ DANSINA ARA VERDİ İSPANYA

Büyük Umutlar Caddesi’ndeki hiçbir ev benim değil Hindistanım yok benim, bende Nil kıyısı yok Adım yok afişinde çok tutulan bir filmin Bana değil tufanı andıran bu alkışlar Her zaman iyi gelirdi Ülkü Tamer okumak O da iyi gelmiyor nedense şu sıralar Ankara manzaralı Çankaya sırtlarım yok Gitaristi değilim ünlü bir topluluğun Bisikletle dünya turu düşlemiyorum [...]

HAYATTA BEN EN ÇOK ANNEMİ SEVDİM

Can Yücel’e nazire Ona göre baştan beri iflâh olmaz biriydim Babam korkuydu bana, annem yürek serinliği En sevdiği oğluydum -bana hep öyle gelirdi- Uzun avcı öykülerini ilk ondan dinlemiştim Hayatta ben en çok annemi sevdim Sözümona büyümüştüm, ekmek getirirdim eve Annem öldü, düşüyorum, koptu salıncağın ipi Anahtarsız bir kilide benzediğim doğru şimdi Saçlarına tırmanırdım tutunup [...]

HAYATTA BEN EN ÇOK ANNEMİ SEVDİM

Can Yücel’e nazire Ona göre baştan beri iflâh olmaz biriydim Babam korkuydu bana, annem yürek serinliği En sevdiği oğluydum -bana hep öyle gelirdi- Uzun avcı öykülerini ilk ondan dinlemiştim Hayatta ben en çok annemi sevdim Sözümona büyümüştüm, ekmek getirirdim eve Annem öldü, düşüyorum, koptu salıncağın ipi Anahtarsız bir kilide benzediğim doğru şimdi Saçlarına tırmanırdım tutunup [...]

GENÇ OZAN

- Bu Mecnun Leylâ’sını değişmedi çöl kumuna Önce Leylâ’nın Adıyla Leylâ dedim, yanıt verdi yol tozu Gurbeti sınayan yolcunun yakasında Hancı tütün sardı, çorba ısıttı Leylâ dedim, taş dönüştü yastığa Leylâ dedim, ateş güle dönüştü Konuklar büyücü sandılar beni Çok uzakta yırttı ağı bir balık Leylâ dedim, şerbet ettim zehiri Leylâ dedim, oturdu sol yanıma [...]

EV ZAMANI

1. Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Bulunduğum ruh halinden şöyle bir bakıyorum Şu odanın biçimini alan ben değilim sanki Şu mutfağın çeşmesinden akmamışım su yerine Sofrayı donatmamış oturmamışım balkonda Özellikle çocuklara sarılıp baktığım zaman Olduğumdan daha güzel [...]

DÜŞMANIMIN SAYISI ÜÇ

Tabutuma ilk çiviyi kim çakar Doğrusu bunu merak etmiyorum da İlk kim merak eder ayakkabı numaramı Üstelik dünyayı yürümelerden Kurtulduğum sırada Ayakkabı numaram kalacak, biliyorum Ayaklarım değil de İlk kim anar adımı yas günlerinden Çıktıktan hemen sonra ve de lanetle Üçten fazla düşmanım olmadı benim Uğraştım, indiremedim sayıyı bire Düştüğüm kalacak, bunu da biliyorum Yürüdüklerim [...]

BABAM VE ORMAN

Bir kibrit çöpünün gücüne şaşılır hep Kavla buluştuğunda yok olur orman Baba ormansa eğer oğul kibrit çöpüyse Külün raporu istenir Abdülkadir Budak’tan Abdülkadir BUDAK

BABAM VE GÜZ

Başlık yanıltmasın sizi, babam yaza benzerdi Ama her zaman için güzden yaprak alacaklı Babam yaza benzerdi, kendine susamam için Gözlerine bakardım, kurumuş kuyu ağzı Yaza benzerdi babam, balkonda çay içmeye Ya bana öyle gelirdi ya bardaklar kanardı Babam bana benzerdi, bir göl manzarasına Aniden fırtına çıkar kayık dediğin batardı Abdülkadir BUDAK

AŞK BENİ GEÇER

Çünkü bacakları uzun, mesafe tanımıyor Çünkü rüzgârın atında, büyük deneyiminde Elbette aşk beni geçer haritayı kendi çizmiş Dağları iyi biliyor, nehirleri de Bir ateşin koynunda uyuyorken bile geçer Serin su başlarında dinleniyorken bile Ve ben onun peşinden kurşun olsam yetişemem Okyanusa vardığında göle gelmiş olur muyum O çınar olduğunda yaprak olur muyum ben? Bir dille [...]

AHŞAP RUHA TEN GİYİNMEK

Hiç bu kadar boğulmadım içimdeki bir gölde Sunu yazısı başlığı olacaktı kitabında Yaprak bir ormanı algılıyorken Parkla insan yüzlerini karıştırdı her zaman Ferit çünkü benziyordu parklara Bir parti marşının sözlerini yazmayı İsteyen bir adamdan kara bir cümle daha İçeriği boşaltılan bir anlamda yaşıyoruz Ten giyinmek zorundayız bu ahşap ruha Hepimiz Yesenin’dik yani şehrin kır kokusu [...]